İnsan da kalite.
Zor sanattır insan olmak. Herkes beceremez, Önce farklı bakmak lazım hayata, yaşama, diğer insanlara, ete, süte, böceğe… Kısacası her şeye..
Deriz ya insanız her şey bizim için diye, Evet bizim için her şey, doğru ; ama bizim için olan her şeye karşı verdiğimiz yansıma nasıl ? Önemli olan bu.
Hep beraber bir göz atalım hadi ;
Okul dönemiyle başlar her bireyin Ciddi Sorumluluk alma dönemi. Yanlış burada başlıyor zaten. Sorumluluk ilk adımını attığı zaman başlamıştır aslında. “Düşmeme Sorumluluğu”
Daha sonra okul öncesi dönem gelir çatar, orada da “Paylaşım Sorumluluğu” alır, Aile haricinde ki insanları arkadaşları sevmeye başlar, Bu da “Duygusal Sorumluluk’tur.
Sonra ki yıllarda ilköğretim – ortaokul – lise – üniversite derken farkında olmadan hayat okulunda da sınavları vermiş olur insanoğlu.
Bu donemler tohumların atıldığı dönemlerdir. Ne alırsak veya ne almazsak bu biz insanların huyları olur.
Kötüysek de iyiysek de bunun sebebi için temelimize bakmak lazım.
Bu dönemlerde yöneticilerimizin (Anne-Baba) bizlere göstermiş olduğu yol bizim için doğru olan yoldur.
Karşılaşacağımız sorunlara vereceğimiz tepkiler zamanında bizi yönetenlerin verdiği tepkilerden farklı olmayacaktır.
Bu nesiller boyu da böyle devam edecektir.
Kaliteden bahsedilir hep; yaşamda kalite esas olandır aslında. İyi yerlerde, bol parayla yaşamak değildir kalite.
Kalite terbiyedir, hoşgörüdür, yeri geldiğinde özür dilemeyi bilmektir. Adam gibi adam olmakta bunun gibi bir şeydir.
Söyle bir zihninizi zorlayın, Var mı çevrenizde bu şekilde kaliteli olup da kaybeden biri?
Yoktur. Yok.
Saygı duymak zorunda hissettirir kendine karşısındakini terbiyeli, efendi insan. Onun en büyük servetidir bu yönü.
Tam tersini ele alalım; Terbiyesiz, sinirli, nemrut biri ne verebilir kendine bu yaşamda?
Dertten tasa dan başka.
.
Güneşli bir hafta sonu bir tane dostu aramaz onu “ hadi bir şeyler yapalım” diye.
Şansa bulursa birini ve evlenirse “terk edilmek” duygusunu yaşaması kaçınılmazdır.
Peki kimler böyle olurlar ?
Sorumluluk duygusu alamamış veya yetersizlikten dolayı verilememiş çocuklar genelde böyle olurlar yetişkin olduklarında.
Onlar hep el üstünde tutulduklarından, her oyuncağa çabalamadan sahip olduklarından, her istedikleri ikilenmeden yapıldığından dolayı gerçek yaşama çıktıklarında doğallığı bilmediklerinden ötürü bocalarlar.
Arada kalırlar yaşadıklarıyla, gerçeklerin sınırında. Bir de buluğ çağı girdimi devreye. İş bitmiştir artık.
Sorumluluk verin bebeklerinize, çocuklarınıza…
Söz hakları olsun,
Bir şeyi isteme hakları olsun. İstemeden almayın oyuncağı, çikolatayı onlara.
hak etsinler önce,
Ebeveyn olmak onları şımartmak değildir.
Ebeveyn olmak onları birey yapmaktır bu aleme,
Ama adam gibi birey yapmak.
Bağlı kalmasına izin vermeyin onların teknolojiye.
Arkadaşları olsun apartmanda, mahallede.
Bire bir yaşasınlar her şeyi, sanal ortamda değil.
Gerçek yaşamda bu var çünkü.
Duygu yüklü olsun onlar,
Sevmeyi, Paylaşmayı, Ağlamayı bilsinler.
İçinde duygu olan insandan zarar gelmez inanın.
Önce kendini sever, sonra yetmez sevgi yoğunluğu, diğer insanları da sever.
Kaliteli insan olur...
- SERAP YAVUZYAŞAR / Kurucu & Sorumlu Müdür
ARŞİVDEN:
ÇOCUKLAR : 1 - HAYAT : 0;
Çocuklarla İletişim...
Neyi beklersen onu bulursun;
Çocuklarla Yaşamak;
|